Başkanımız Kantarcı Hasat Panelinde Konuştu

Yönetim Kurulu Başkanımız Benhan İbrahim Kantarcı 4 Kasım 2017 tarihinde Küçükköy  Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Ulusal Değer Zeytinyağı, Küresel Hedef Bütün Dünya" temalı panelde şöyle konuştu:

"Bizler  Mutluyuz çünkü hasat günleri artık gelenekselleşti, kurumsallaştı hatta uluslararası bir kimlik kazandı.

Her yıl yurt içinden yurtdışından daha fazla konuk ağırlıyoruz.

Zeytinyağı pazarımız giderek daha çok ilgi görüyor.

Biz de bu olumlu gelişmeler doğrultusunda kendimize yeni hedefler belirledik

Yerel ve ulusal firmalarımızın her yıl zeytinyağı adına yapmış olduğu yatırımlar, yenilikler ve alt yapı çalışmaları bizlerin bu kararı almasında önemli bir etken olmuştur.

İfade etmem gerekirse şimdi dünyaya açılma zamanı. Hiç zaman yitirmeden kalitesinden emin olduğumuz zeytinyağımızı yurt dışında tanıtmalı ve pazarlamasını yapmalıyız. Türk zeytinyağını dünyada daha bilinir hale getirmeli ve katma değeri yüksek bir ürün olarak katılmasını sağlamalıyız. Her ne kadar markalı ürün ihracatına verilen teşvikle Türkiye'nin kutulu ve markalı zeytinyağı ihracatı arttıysa da bunu daha ileriye taşımak için neler yapmalıyız?



Dünyaya açılırken üzerinde ısrarla ve bilinçle durmamız gereken bir kavram var.

Markalaşmak gerçekten çok önemli. Marka sadece bir ürün logosu ya da bir kutunun üzerindeki amblemden ibaret değil. Markalaşmak bir kültür sorunu çünkü markayı yaratan fikir ve uygulamalar bir firmanın kişiliğinin gelecek projelerini sektördeki konumunu yansıtıyor.

Ayvalık zeytini kendine has özel bir yapıya sahip ve bu zeytinden elde edilen zeytinyağı dünyanın en kaliteli zeytinyağı.

Elimizdeki bu değerleri nasıl daha iyi harmanlayıp dünya markası olabiliriz? Bu alanda yoğun çaba sarf etmeliyiz. Zira kalite ve iç pazarda tüketici güvenini ve tüketim oluşturmada bir anahtar. Öte yandan kalite sadece topluluk kurallarıyla gerçekleştirilemezse, kalitesinin doğru oturtturulabilmesi için üretim, sıkma tesisleri, dağıtımcılar ile piyasanın birlikte hareket etmesi şart. Ayvalık Ticaret Odası olarak üreticimizin, tüccarımızın, sanayicimizin, ihracatçımızın pazarda elini güçlendirmek için 2006 yılında Türk Patent Enstitüsü'ne tescil ettirdiğimiz Ayvalık Zeytinyağı Coğrafi İşaretini dünya pazarlarına taşımak için de 10 ay önce AB tescili çalışmalarına başladık.

TOBB, TOBB ETÜ Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Metro Grup Gıda Kategori Bölümü de proje ortağımız olarak çalışmalara ciddi katkı vermektedir. Bu konuda Laboratuvar Sorumlumuz Kimya Mühendisi Yeşim Bayraktar ve Panel Liderimiz Suzan Kantarcı Savaş'a  da çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Umarım 2018 in ilk çeyreğinde dosyamızı tamamlayıp resmi müracaatı yapmayı planlıyoruz.

Coğrafi işaret nedir? Belirli bir niteliği ünü ya da bir takım farklı özellikleriyle , bir bölgeyle özdeşlemiş ürünlere coğrafi işaretli ürünler diyoruz. Coğrafi işaretin bir çok amacı vardır: Sahte ve taklitlerine karşı özgün ürünü korumak, kırsal kalkınmayı sağlamak, çiftçi gelirlerini yükseltmek, büyük şehirlere göçü önlemek ve en önemlisi de istihdam sağlamak.

Coğrafi işaretler menşei adı ve mahreç işareti olarak ikiye ayrılır. ABD de , Avrupa ve gelişmiş ülkelerde çok önemli bir olgu ancak ülkemizde ihmal edilmiş bir konu. Ulusalar arası coğrafi işaretler ağının verilerine göre dünyada 10 bin coğrafi işaret alan ürün var. Bu ürünlerin yaklaşık yarısı Avrupa da üretiliyor. Yüzde 10 u ise gelişmekte olan ülkelerden üretiliyor. Türkiye de coğrafi işaret almış 210 ürün, coğrafi işaret başvuru aşamasında ise 404 ürün mevcuttur. Ayrıca dünya tarım sektöründe coğrafi işaretli ürünlerin Pazar payı 200 milyar dolardır. Ab de 5 bine yakın coğrafi işaret almış ürün mevcut. Bu 5 bin ürün 55 milyar Euro oluk bir Pazar oluşturuyor.

Fransa, İtalya ve İspanya bu konuda başı çeken ülkeler. Bakınız İtalya sadece permasan peynirinden 1.5 milyar Euro ciro elde ediyor. Türkiye'nin 2016 yılı toplam tarım ürünleri ihracatı toplam 17.1 milyar Euro dur.

Coğrafi işareti Avrupa'da yüzyıllar önce kayıt altına alınmış, halka aktarılmış, geleneklere bağlı kılınarak çok geniş şekilde kullanılmış, artık sadece bir ürün olarak değil, kutusunun şişesinin koleksiyonunun yapıldığı, etiketinin biriktirildiği, üretiminin yapıldığı, coğrafyasında da turizm yapıldığı kendi sınıfında dünyanın en önemli ürünlerinden biri haline dönüştürülmüştür.

İnsanlar bu ürünleri yerinde tatmak, yapımını görmek ve satın almak için bu bölgeleri ziyaret ediyor.

Yerel ürünlerin küresel bazda giderek daha fazla önem kazanması ve Avrupa ülkelerinden benzerlerinden fiyatının 2-3 katı yüksek olması tarım ülkesi olan ülkemizde coğrafi işaretinin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.

Ayrıca bu konunun yasal altyapısına da bakacak olursak Avrupa Birliği'nde coğrafi işaretli ürünlerin korunması konusunda ciddi denetimler yapılırken, aynı zamanda bu ürünleri üretenler çeşitli fonlarla da destekleniyor. Bu ürünleri üretenlerin beş yıl boyunca bazı maliyetleri karşılanıyor. Coğrafi işaretli ürün üretmeyen ama hammadde üretenler de bu teşvik ve desteklerden faydalanıyorlar. Ayrıca şunu da ifade etmek isterim ki coğrafi işaretlerin tabi olduğu 6769 no lu Sınai Mülkiyet Kanunu'nun tekrardan revize edilmesi ve yaptırımlar açısından tekrar Avrupa standartlarında uyarlanması, oda ve borsalara da bu konuda daha fazla yaptırım yetkisi verilmesi coğrafi işaretlerin ürünlerin korunması, kalitesi ve devamlılığı açısından önem taşımaktadır.

Özetle coğrafi işaret gıda ürünlerine büyük bir katma değer ve koruma sağlıyor. Gıda ürünlerinin temelinde büyük bir tarımsal faaliyet var bu nedenle tarımsal ve kırsal kalkınmada geleneksel, bölgesel ürünlerin biyo çeşitliliğinin korunması için coğrafi işaret büyük bir araç. Bu aracın doğru kullanılması gerekiyor. Dünya pazarlarında rekabetçi ve katma değeri yüksek ürün satabilmemiz için coğrafi işaretin önemi her geçen yıl artmaktadır.

Türkiye bir tarım ülkesidir. Hedefleri olan ülkemizin tarımsal ürünlerde ve tarıma dayalı sanayide yapacağı çok şey olduğuna da inanıyoruz.

Dikkat çekmek istediğim başka bir nokta da  zeytinyağı  ve sağlık ilişkisi.  Sağlıklı nesiler yetiştirmek istiyorsak zeytinyağı tüketimini mutlaka artırmalıyız. Zeytinyağımızı pazarlarken de sağlık konusuna ısrarla ağırlık vermeliyiz.

Bakınız Akdeniz ülkeleri kalp damar ve kanser hastalıkları bakımından da diğer Avrupa ülkelerinden daha düşük oranlara sahiptir. Akdeniz diyetinde diyet yağının temel kaynağını oluşturan zeytinyağının düzenli tüketimini insan sağlığı üzerinde çeşitli yararları ve etkileri de bilinmektedir. Zeytinyağı çok değerli bir anti oksidan, E vitamini ve polifenol deposudur.

Sağladığı antioksidanın etkisiyle dengeli bir vücuda kavuşmamızda önemli bir rol oynuyor. Yapılan araştırmalarda derin su köpek balıklarında hiç kanser vakasına rastlanmaması köpek balığının karaciğerinde bulunan skuolen e bağlanmaktadır. Skuolen normal hücreleri hasarlardan ve serbest radikallerden kaynaklanan bölünmelerden koruyan güçlü bir anti oksidandır, ayrıca vücutta biriken başta ağır metaller olmak üzere bir çok kanserojen maddenin çözülerek dışarı atılmasını sağlar. Bir çok kimyasalın kaynağı olan zeytin ağacı bitkiler arasında skuolenin en büyük kaynağıdır. Amerika ve Avrupa da bir çok üniversitenin yapmış olduğu çalışmalar gösteriyor ki bu mucizevi ağacın insan sağlığı üstündeki etkileri saymakla bitmiyor. Genel olarak likit yağ tüketimine bakacak olursak dünyada yılda 90 milyon ton yağ tüketilmektedir. Bu tüketimin sadece 3 milyon tonu zeytinyağıdır. Dünyada Akdeniz ülkeleri dışında çok fazla üretilemeyen zeytinyağı 7.6 milyar nüfusa sahip dünyamızda bir hayat iksiri olarak pazarlanmalıdır. Doğası tarihi ve tarihi hikayesi ile kutsal ağacın ürünü olan zeytinyağını da birlikte harmanlayıp dünyada markalaşma adına hızla ilerlemeliyiz, bunu başarabiliriz. Sonraki nesillere daha yaşanabilir, daha çevreci, ekonomisi daha iyi bir kent bırakmak Ayvalık'ta yaşayan herkesin bu coğrafyaya olan borcudur.

Neye sahip olduğumuzu bilmezsek ne kaybettiğimizi bilmeyiz."